![]() |
|
| Kayıt ol | SSS | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Basın Ve Transfer Haberleri Basında Beşiktaşımız ile ilgili Haberler ve Köşe Yazılarının Paylaşıldığı Alan . |
![]() |
|
|
Konu Seçenekleri | Modları Göster |
|
|
#1 |
|
Karakartal
|
Beşiktaş Partisi!
Gülengül Altınsay Beşiktaş camiası yaklaşan Genel Kurul nedeniyle çok hareketli günler yaşıyor. Ne var ki neredeyse herkesin kafası karışmış durumda. Başkan adaylarının siyasi kimliklerinin öne çıkarılması en önemli neden bunda. Yani dikkatler başkan adaylarının yaptıkları ya da yapacakları üzerinden uzaklaştırılıp siyasi kimliklerine çekiliyor. Sanki Beşiktaş’ta Genel Kongre’ye değil de Genel Seçimlere gidiliyor. Amerika’dan bir arkadaşım aradı mesela bir gün önce. Türkiye’ye gelecekmiş, Kongre’ye de katılabilirmiş. Ama ne yapacağını bilmiyormuş. Çünkü adaylardan biri MHP’li, diğeri AK Partiliymiş. CHP’li aday niye yokmuş. Düşünün Amerika’dan bir Kongre üyesi bile duruma böyle bakıyor. Anlaşılan kafaların karışması dikkatlerin başka yönlere çekilmesi birilerinin işine geliyor. Oysaki Beşiktaş’ın bu Genel Kongresi belki de son şansı. Hem mali çöküşe dur demek için. Hem de itibarını geri alabilmek için, geçmişin hesabının sorulması için. Yayın ihalesinden gelecek para da çarçur edilirse karanlık bir tablo bekliyor Beşiktaş’ı. Ama ne gam. Köşe başını tutmuş olanlar düzenin aynen devam etmesini istiyorlar. Hesap vermek yerine işi siyasi parti çekiştirmesine döndürmek istiyorlar Beşiktaş’ta. Baksanıza Murat Aksu bir küçük hesap sordu, karşısına Disiplin Kurulu çıkıverdi. Ne var ki taban farklı. Gerçek Beşiktaşlılar farklı. Şampiyonluğa ve kupaya rağmen tribünler “Demirören Yeter” demeye devam ediyor. Çünkü onlar gerçeği görebiliyorlar. Bu kadar borçlanmanın nedenleri, harcanan paraların hesabını istiyorlar. Çünkü onlar Beşiktaş’ı umursuyorlar. Onlar için tek bir parti var. O da Beşiktaş Partisi. Konu Beşiktaş taraftarına gelmişken; geçtiğimiz 2009 yılının en net, kafa karışıklığına meydan vermeyen ve güzel tavrını yine “Çarşı” yaşattı bize. Adettendir; her yılın sonunda ‘Yılın olayı’ üzerine herkes bir şeyler söyler. Söylendi de zaten. Benim kafam çok net bu konuda; Beşiktaş taraftarının İnönü Stadı’nda Diyarbakırspor’a gösterdiği insani yaklaşım tartışmasız yılın olayıdır. “Beşiktaşlıyız, ırkçılığa karşıyız” sloganları, her iki takım oyuncularının el ele tribünlere çağrılması. Dahası da var; Diyarbakır taraftarlarının “Beşiktaş” tezahüratları. Gözlerimi yaşartan bu tablo ne yazık ki bırakınız örnek oluşturmayı, özendirmeyi geçiştiriliverdi benim güzel ülkemde. Daha ne söyleyeyim... Carlos, Fener'in şifrelerini açıkladı Turgay Demir "Fenerbahçe'ye macera aramaya değil önce futbolcu, sonra belki menajer ya da teknik adam olarak hizmet etmek amacıyla geldim.. Saygın kariyerimle bunu yapabilirdim. Ne var ki, ilk sezon bana gösterilen saygı daha sonra saygısızlığa dönüştü.. Önce Zico'ya hak etmediği şekilde kötü davrandılar sona Edu ve Maldonado'ya... Bu sezon sonu sözleşmem bitiyordu ama onu tamamlamama dahi izin vermediler... Yeni sözleşme imzalamamı istediler, kabul etmeyince bana 1 milyon 875 bin euro ceza kestiler. Fenerbahçe'den ayrılmamın birçok nedeni var ama ilk nedeni sevgisizliktir." Roberto Carlos'un, Mehmet Çiftçi'ye söylediklerinin Türkçesi bu... Alın bu sözleri, koyun bir tarafa üstüne de Semih'in federasyona başvurusunu ekleyin. Kazım hakkındaki uluslararası şikebahis iddiaları... Bazı futbolcuların seks alemleri... Önder Turacı'nın banyoda durduk yere bileğini kesmesini. Şimdi söyleyin bu nasıl bir takım, bu nasıl bir ortam? Kaçan kurtuluyor, kurtulan basıyor feryadı.. Üstelik bunlar sadece tesadüfler sonucu ortaya çıkanlar. Yani buz dağının görünen yüzü. Kimbilir daha neler var. Tüm bu yaşananların takımda derin izler bırakacağı şüphesizdir. Fenerbahçe'de para çok huzur yok özetle. Kaldı ki daha Aykut Kocaman-Christoph Daum sevgisizliğine hiç değinmedim. Carlos gibi ben de orayı es geçiyorum... Uzun sözün kısası şu: Fenerbahçe bu ortamda şampiyon olamaz. Belki de Aziz başkan bu gerçekle yüzleştiği için hakemleri baskı altına alarak işleri hale yola koymaya çalışıyor. Son Söz: Eğer tahmin ettiğim gibi Roberto Carlos'un yaşadıkları, söylediklerinin birkaç katıysa sambacı kurtulmuş, Fener yanmış demektir.
__________________
Endüstriyel Futbola Hayır !! Forza Livorno http://img211.imageshack.us/img211/8...kapitallq4.gif |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Karakartal
|
Delgado'yu beklemek, Düpedüz dalga geçmek
Güven Taner 2010 Ocak’ının 5’inde Mustafa Denizli açıkladı: “Delgado 15-16 Ocak’ta dönecek.” Tarih bile net değil! 15 ya da 16! Ve de: “Geldiğinde sağlık durumunun nasıl olduğunu göreceğiz, “Ben iyiyim” demesinin önemi yok” diyor hocamız! Oyuncu iyi durumda çıkmaz ise, B planı varmış kulübün! Önce müthiş kurtarıcı, olmazsa gizemli B planı! Adam kendi başına bir yerlerde... Kulüp Boğaziçi’nde... Birer şarkı tutturmuş, gamsız bekliyorlar! Kulübe dert değil, bekler, nasıl olsa B planı var! O plandan ağustos sonunda da görmüştük. Delgado’nun sözleşmesi 28’in de dondurulabildi ağustosun! Son güne kalan Tabata 8,5 milyon avroya patladı. Hatalarda istikrar bozulmadan yönetiliyor Beşiktaş kulübü? Ocak’ın ilk haftasına gelinmiş, futbolcu bir yerlerde, maç oynayacak sağlıkta dönüş yapıp yapmayacağı bilinmiyor! Adamın beklenişi kontrol altında değil! Tek bilgi kaynağı kendisi. Evet burada ‘güvene dayalı’ bir yaklaşım var, su kaldırır. Ne var ki bir koca kulüp yarınının planlamasını yaparken ayağını sağlam basar. Eğer o sıradan adamı bir ‘kurtarıcı’ değerine yükseltmek durumunda kaldı ise o adamın başında bekler, durumunu kendi izler. Boşlukta yürümez. Bu kadarı umursamazlık, ciddiyetsizliktir! Delgado konusu gizem dolu. Adamın sözleşmesini garanti para ile üç yıl uzatmaktan başlıyor gariplik! Şimdi de böylesine yolunun gözlenmesi ilginç! İlle de Delgado! Delgado konusu kasım sonunda karara bağlanmalı, aralıkta yapılacak yapılmalı, o ya da başkası ocak başındaki çalışmalara katılmalıydı. Şimdi son saniyede biri getirilir, bu biraz da seçim propagandası olur, ama adam işe yaramayabilir ve sene sonuna değin onun takıma ‘uyum sağlaması’ beklenir. Beşiktaş gene zarar eder. Sahada iddiasızlaşır, kasası cılızlaşır. Dersiniz ki Ernst gibi gelir gelmez işe yarayacak biri var beklemede... Öyle biri var ise hiç Delgado’yu beklemesinler... Adam sakatlıktan çıkmış, 9 aydır futbol oynamıyor! Gelse ne olur? Oynasa ne olur? Bir de kontenjan açma sorunu var. İyi kötü oynamakta olan birini gönderecek, para harcayacaksınız. Birileri düpedüz dalga geçiyor, kabak gene Beşiktaş’ın başına patlayacak.
__________________
Endüstriyel Futbola Hayır !! Forza Livorno http://img211.imageshack.us/img211/8...kapitallq4.gif |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Karakartal
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Bulunduğu Yer: ilerde sagda
Mesajlar: 4.251
![]() |
ugur ben bu basligi acmak istiyordum sen acmissin guzel olmus her yazar icin ayri baslik gereksizdi
__________________
BIRGUN HERKES BIRAKIN BESIKTASLI OLMASIN , O AYRICALIK BIZDE KALSIN |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Karakartal
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Bulunduğu Yer: kocaeli-gebze
Mesajlar: 3.789
![]() |
Türkiye`nin doğusuna ilk gidişim 1985 yazıydı. Van`da açılan yeni bir otelin davetlisi olarak Beşiktaş ile kamp yapmaya bu güzel şehrimize gittik.
Tüm şehir; öğrencisinden, iş adamına, yaşlısından, gencine kadar yol kenarlarında ellerinde Türk bayrakları ve Beşiktaş bayrakları ile bizleri karşıladılar. Van Havaalanı`ndan otele kadar olan mesafeyi çok uzun bir sürede alabildik. Müthiş bir görüntüydü. Futbol hayatımın en güzel anılarından biriydi. Van`da bulunduğumuz sürede mükemmel bir evsahipliği gösterdiler. Bugün Beşiktaş`ın Van`da birçok taraftarı varsa, bunun en büyük sebeplerinden biri, o tarihteki kamp dönemidir. HAYRANLIK YARATIYOR Buna benzer bir Güneydoğu ziyaretini de geçen hafta Mardin`e gerçekleştirdim. Bu güzel şehrimizdeki Beşiktaşlılar Derneği`nin başkanı ve aynı zamanda futbol okulunun kurucusu olan sevgili kardeşim Kadir (Kerimoğlu) bu seyahate vesile oldu. Orada bulunduğum süre içinde hem şehri hem de çevresini gezme imkanım oldu; birçok vatandaşımızla da sohbet etme imkanı buldum. Büyük bir hayranlık düşüncesiyle, şehrin büyük üstadı Adnan Avuka`nın Mardin kitabını okuyarak bu dünya incisi şehrimizden ayrıldım. Bu üstadımız; gazeteciliğinin yanında, usta bir fotoğraf sanatçısı... Amerika`dan, Mısır`a, Suriye`den, Türkiye`ye kadar birçok yerde Mardin ve çevresi ile ilgili sergiler açmış ve birçok ödül almış. Kitabı da, bu ödüllerin ne kadar haklı olduğuna adeta şahitlik ediyor. Mardin`i; tarihi ve kültürel olarak gezerken, bambaşka bir dünyaya gidiyorsunuz. Avrupa ve dünyanın hiçbir yerinde medeniyet yokken, bu bölgenin yaklaşık 15 bin yıl geriye giden bir tarihi barındırdığına sahit olurken müthiş bir hayranlık duygusuna kapılıyorsunuz. Mardin ve çevresi; tam bir açıkhava müzesi... FUTBOL VE KÜLTÜR İÇ İÇE Hasankeyf`inden, Deyrulzafaran`a, Medeniyetler Müzesi`nden birçok kalıntısına kadar gezmekle bitiremeyeceğiniz manzaralara tanıklık ediyorsunuz. İnsanlarını daha yakından tanıyınca da bunların tesadüf olmadığını; içinde birçok kültürü, dini ve yaşam şeklini hoşgörüyle birarada yaşattığına sahit oluyorsunuz. Elbette bizim için hangi mekana girerseniz girin; mutlaka futbolla ilgili bir sohbet vardır. Orada da bu gerçek değişmedi. Hasankeyf Kültür Derneği Başkanı yanınıza gelip Beşiktaş`ı konuşuyor. Deyrulzafaran Süryani Manastırı`nın sorumlusu olan Kerim kardeşimiz aileden sporcu ve Beşiktaşlı... Bu muhteşem kültür mirasını bizlere tanıtırken, bir yandan da Beşiktaş sevgisini ve bizim kuşak sayesinde nasıl Beşiktaşlı olduğunu dile getiriyor. Mardin Müzesi`ni gezerken, yine sorumlu arkadaşımız eserleri ve dönemleri anlatırken, futbol ve tarih sohbeti birbirine geçiyor. Kültür, sanat, insan ve futbol her daima iç içe... HOŞGÖRÜ, SEVGİ VE İNANÇ Önümüzdeki dönemlerde, barındırdığı mirası ile Türkiye`nin ve dünyanın parlayan turizm yıldızı olması kaçınılmaz. Çünkü kültür mirasının yanında, müthiş bir insan mozaiğine de sahip... Kürdü, Türk`ü, Süryani`si, Alevi`si, Sünni`si, Arap`ı; yıllardan beri aynı yaşamı ve şartları paylaşırken; hoşgörüyü, sevgiyi ve inancı örnek olacak bir şekilde temsil ediyorlar. Bu gözlemler sırasında Beşiktaş Mardin Futbol Okulu`nun çalışmalarını da izledim. Harcanan emeği, çabayı ve azmi görünce; futbolcusundan, teknik adamına, ailelerden, bu işin sahibi olan herkese saygı duymamak mümkün değil... Mardin`in merkezi dışından, Mazıdağı, Kızıltepe, Nusaybin, Midyat ve diğer ilçelerinden birçok aile çocuğunu elinden tutup bu okula getirmiş. Çok daha etkileyici olanı; yanıma bir babanın yanıma gelip; "Ben Urfa`nın Ceylanpınar ilçesinden her hafta sonu iki defa oğlumu bu okula getiriyorum" demesi. Ceylanpınar ile Mardin arası 80 kilometre... Başka bir veli Diyarbakır`ın Silvan ilçesinden iki kardeşini getirmiş. Bir diğeri yeğenini, başkası ise torununu... Herkesin ortak düşüncesi var: Çocuklarımızı doğru yetiştirelim. Kötü alışkanlıklar edinmesinler. Sporun disiplini ve ahlaki değerleri ile gelişimlerini devam ettirsinler. HİÇ AMATÖR TAKIM YOK Bunları izlerken, bir yandan da yanımızdaki birçok insanla sohbet ediyoruz. Çok çarpıcı hikayeler ortaya çıkıyor. Bir dönem sadece Mardin`in merkezinde 25`e yakın amatör takım varken, bugün bir tane bile yok. Mardin`in profesyonel takımı dışında altyapısında hiçbir yaş grubu faaliyet göstermiyor. Yalnızca ilçelerde bazı amatör takımlar mevcut. Stadyumun dışında da başka futbol oynanabilecek alan kalmamış. O da yalnızca profesyonel takımın kullanımı ile sınırlı. Tüm bunları duydukça, bu işe öncü olan Kadir kardeşimin ve çevresindeki insanların ne kadar önemli bir iş yaptıklarını rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Bunları izlerken de Türkiye`de gerçek açılımın ve değişimin, katılım ve etkileşim ile olabileceğini, bunun için de en mükemmel yolun spor olduğunu canlı örnekleriyle bir defa daha görebiliyorsunuz. Yeter ki bu kardeşlerimiz gibi sizler de yapmak isteyin! Ali Gültiken
__________________
"CAN FAZLA GELİYOR ,BEŞİKTAŞ VARKEN HÜCRELERİMDE!!!" Diğerleri takım tutar biz Beşiktaş'ı yaşıyoruz...Bizimkisi farklıymış,aşkmış babam öyle dedi... |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Karakartal
|
NumbeRıdone!
Turgay Demir Özgüveni tam.. Topu ayağına yakışıyor... Çabuk ve akıllı... Bir savunma oyuncusuna göre çok yetenekli... Rıdvan Şimşek'ten bahsediyorum. Bu çocukta çok iş var. Allah nazardan saklasın... Eski hocası Reha Kapsal onu anlatırken, Rıdvan Dilmen'in savunmacı versiyonu demişti... Hiç abartmamış... "Şimşek" Rıdvan, Şeytan Rıdvan gibi çabuk ve kurnaz... Mustafa Denizli sezonun ikinci yarısında bu genç adama şans vermeli... Takımın değişmezi yapsın demiyorum ama kenarda da çürütmesin. Bu çocuk oynamalı... Böyle bir yetenek kenarda harcanamaz... Savunmanın gerisinde oynaması da şart değil, sağ önde de oynar Rıdvan... Benzer şeyleri Necip için de söylemeliyim... Güçlü, akıllı ve yetenekli... Oynadıkça pişer ve yıllarca giyer bu formayı... Şu maçta bile düşünülmeyen Batuhan'ı hiç saymıyorum bile... O zaten hazır... Ama gelin görün ki özel maçta bile sahada yok. Ne diyeyim, sözün bittiği yer burası. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun... Rıdvan, Batuhan, Necip, İsmail Köybaşı... Böylesine yetenekli gençleriniz varken, bunları görmezden gelmek hangi akla hizmet etmektir? Hoca sahip çıkmalı Beş yılda yaklaşık 700 milyon dolar, kırık, dökük futbolculara gitmiş... Peki bu genç fidanların suçu ne? Yabancı olmamak mı? Yapma Mustafa hoca... Antalya kampında bu gençleri lig başlayınca unutma... Sahip çık... Toshack kadar olamazsın biliyorum ama Tigana'yı falan mumla aratma hiç değilse... İşte Hamburg önünde gördük gençlerin neler yapabileceğini... Rıdvan sağda, İsmail solda fırtına gibiydiler... Gençliğin verdiği enerjiyle tren gibi gittiler... Üstelik dostlar alış verişte görsün misali değildi bu gidişler... Doğru zamanda, doğru yere pas verdiler, iyi ortalar yaptılar... Daha ne olsun? Ağızlarıyla kuş tutacak halleri yok ya. Diyeceksiniz ki biraz da maçtan bahsetseydin.. Bana ne Hamburg maçından. Beşiktaş, Türk futbolu bu gençlerden ne kadar faydalanır ben onun peşindeyim...
__________________
Endüstriyel Futbola Hayır !! Forza Livorno http://img211.imageshack.us/img211/8...kapitallq4.gif |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Karakartal
|
Adios
Feyyaz Uçar HANİ bir reklam vardı ya, yiyos, içiyos, yatıyos, kalkıyos, hiç para vermiyos, iki maç oynuyos, kampı bedavaya getiriyos. Yaşasın turnuvalar. Ama taraftarın meşaleleri ve sahaya attıkları konfetiler yüzünden ceza alırsak, turnuvalara da adios. Beşiktaş’ın kalesinde mecburiyetten doğan transfer Ramazan. Şimdilik güvenli. Kupa maçlarında doğru tercih mi anlayacağız. Üç İbrahim’in yanına bir adam koy, Beşiktaş defansı tamam. Necip diye pırıl pırıl bir genç. Fiziği süper, top kapıyor. Hep, topla kendi kalesi arasında kalarak defansif anlayışın birinci kuralını aksatmıyor. Futbol zekası üst seviyede. Gençliğine rağmen, yaşını başını almışlara kafa tutup, Beşiktaş formasını kapabilir. Allah onu Beşiktaş’a kazandıranlardan razı olsun. Düşük ateşte mi kaynatsak Yusuf, yine yürüyerek adam geçiyor. Ama aşırı güveni Beşiktaş kalesi için tehlike. Kaleye yakın yerde yaptığı çalımlar, Beşiktaş kalesine gol olarak fatura edilebilir. Serdar Özkan’ımı kiralık vere vere pişiremedik. Düşük ısıda mı kaynatsak acaba. Nasıl Beşiktaş ilk 11’inin değişmez adamı olacak çözemedik. Toplara alnınla kafa vur Holosko, gol olur. Tepenle vurma, aut olur. Saçların dökülür. Driplinglerin harika. Gol vuruşların ve son pasların etkili olsa Beşiktaş camiası ihya olacak. Hamburg eski Beşiktaş gibi Hamburg, Alman futbol tarihinin küme düşmeyen tek takımı. Ama kıskanmamız gereken yaş ortalaması; 23 yaş. Beşiktaş’taki eski günleri hatırladık. Bitmeyen kolejin takımı Beşiktaş. Hamburg’taki gurbetçilerimiz övünç kaynağımız. Yabancı hakkını ülkemizde sonuna kadar kullanmışız ama Avrupalı yabancı hakkını bizden yana kullanmıyor. Allah’tan orada doğup büyüyen evlatlarımız var. Yoksa, Avrupa’da futbolcumuz var diyemeyeceğiz. Kalecilerden sonra penaltılarda ikinci parti. Maçta gol yok, penaltı çok...
__________________
Endüstriyel Futbola Hayır !! Forza Livorno http://img211.imageshack.us/img211/8...kapitallq4.gif |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Karakartal
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Bulunduğu Yer: kocaeli-gebze
Mesajlar: 3.789
![]() |
Kongreler öncesinde tribünler üzerinden manipülas-yonun en fazla yapıldığı ve -aslında kimse bunu planlamasa bile- tribünler üzerinden ortalığın en çok karıştığı büyük kulübün Beşiktaş olmasının tek nedeni var; Semt bizim aşk bizimdir çünkü. Bu semt babadan oğla, nesilden nesle geçe geçe başkalaşmış ve büyümüş neredeyse dünyaya yayılmıştır. Serencebey Dergisi’nin bir anketi çok acı bir gerçeğe işaret ediyor. Her 10 Beşiktaşlı babadan sadece 2 tanesi evladını Beşiktaşlı yapabiliyor. Bu utanç beni de bağlıyor aslında. Kendisini şu anda Galatasaraylı zanneden güzel kızım büyüyüp 18’ine gelip filmlerdeki gibi benden bir araba istediğinde içindeki Cim-Bom aşkının kaç beygir gücünde olacağını göreceğiz. Tüm bu olanlar bir gerçeği değiştirmez. Dünyanın en büyük semti ve aşkıdır Beşiktaş, hatta birçok gönül vereni için hayatın anlamı, O’ndan öte ve O’ndan başka bir halt değildir. Altınsay aday olmalı diye hiçimizi yırttıysak bir bildiğimiz vardı. “Beşiktaş bir marka değil bir armadır” diyebilen bu güzel adamın tribünlerin yapısı ile oynandığı ve buna karşı durduğu için zamanında istifa ettiğini, hem de şahane yönetilen, şahane bir kadroyu bırakıp gittiğini, büyük bir nezaketle tüm taraftarlarına cevaben yazdığı ‘Neden yokum’ mektubundan öğrendiler bilmeyenler. Bir yanda kendi tribün profilini kalitesiz diyerek medyaya şikayet eden, tribün abilerini susturan, pankartlarını toplatan, temizlik düşkünü, sevda ve aşk müşkülü görmem, duymam, anlamam, bilmem bir başkan var; “Paracıklarımı almadan gitmem” diyor. Beşiktaş’ın büyüklüğünü kendi ‘Kuçik’ algısıyla rakamlara döküp ‘’6 yılda 4 kupa neyinize yetmez’’ diyor. Güzelliği çok sesliliğinden mevrut güzelim koroyu aklınca susturuyor ve kendi pankartlarını astırıyor. ‘Astır git’ demek geliyor insanın içinden de denmiyor işte. Kendi özgür, hümanist, nüktedan iradeleriyle açtıkları pankartlarla meşhur bir tribünü tam karşıdan izliyor olmak, dayanılır acı olmasa gerek; bu acı Asuman’ın ruhumun derinliklerine şırınga ettiği acıdan da büyük olmalı. Seni sevmeyen bir kadına zorla aşk mektubu okur gibi... Senden korkan bir çocuğa masal anlatır gibi; Zorla, inatla
ve hâlâ... ‘Yeter ulan’ der yeterince kabalaşırım ve bu utanç Fe ağbinize yeter, yeter ki alayına gitsin. Dilerim Asuman evlensin bir Kamil ile ve Kripton’a balayına gitsin. *** Yılın teknik direktörü ödülüyle taçlanan bir ustanın takımını, kendi sahasında bölünmüş, küstürülmüş seyircisi önünde ve hem de onda bir maliyetiyle toplanan bir takım ile yeniyorsa bir hoca ve gönlünden milli takım geçiyorsa verin gitsin be abicim; helal olsun. Hepimiz Yılmaz Vural’ız gayrı. Nereden baksan trajik bir futbol akşamını tüm BeşiktAŞK’lılar için seyre değer kılan Necip Uysal’ı oynadığı, oynayacağı ve hatta oynatılmayacağı tüm maçlarda ‘maçın adamı’ ilan ediyorum şimdiden, lakin semtimizde adettendir, gençlere hayata dair ayarlar vermek. Uyarmadan geçmemeli Necip’i; “Sen sen olacaksın, ayağını tendonuna göre uzatacaksın. Öyle layla, reyna, Ayla, Ceyda için fazla acele etmeyeceksin. Tivitır da rastlarsam darılır paralarım bak. Feysbuk filan da yok. Feys verdik diye buk’unu çıkarmayacaksın.” Bakışların bize cesaret verdi Necip mevlam senin sonunu nice dramatik örnekte olduğu gibi ‘ne oldum delisi’ olan abilerininkine benzetmez dilerim. Sergen hocanı örnek al(ma) bak, ‘sıkıntı’ olmasın sonra. ‘Deli’ İbo amcandan profesyonelliği ve yapman gerekenleri, başkanından da yapmaman gerekenleri öğreneceksin. Ben seni Arsınıl’lı Çeh Fabregas’a benzettim akıbetiniz de aynı olsun dilerim; buradan fabr-e gazı alıp koş durmadan. İçkiden, tütünden uzak durasın aman sakın; Fabregas da tütün sarar sanki kendi içer gibi... *** Ziraat Kupası belli ki kahır olacak bize. Kapitalizmine röveşata yaptığımın global dünyasında, çarşı endüstriyel futbola karşı iken üstelik, kendi payıma bir Beşiktaşlı olarak takımımın almasını en çok istediğim kupadır bakınız bu Ziraat Kupası. Neresinden bakarsanız nostaljik bir ifadedir. Beşiktaşlının nostaljisinde bir değil on bir Necip’ten Kurulu efsaneler ve onlarla gurur duyan başkanlar ve başkanlarıyla gurur duyan tribünler yatar. Avrupa Birliğine doyum sürecinde beli bükülen, açlık sınırında yaşamaya mecbur bırakılan çiftçinin sesi olurdu Beşiktaş tribünleri. Önceki geceki maçta yan sanayi başkanından aldıkları emirle tribünlere sokulmayan, yasaklanan pankartta olduğu gibi ‘Tekel’in de sesi var’ da Tekel işçisinin sesi olmak isteyişi gibi. Yeşilçam’ın, med-yanın, sokakların gerçeğinin Beşiktaşlılığa biçtiği tanım.. Ezilen, hakkı gasp edilen, sesi susturulan, yaşamın kıyısında tutulan, fakir ama gururlu, yenik ama isyankar film kahramanı, sıradan küçük insanlar; “Küçük dünyalarda büyük olur sevdalar ve bir kez sevdanın sarı-sıcak yollarına düşersen, geri dönüş yoktur yeğen.” Lakin her ne kadar kelamını yapsak da bu romantik ve ütopik sayıklanmalarımızın günümüz dünyasında karşılığı olmadığını biliriz. Eskiden acılarımızı, sevinçlerimizi paylaşır çoğaltırdık, şimdi feysbukta vidyolar paylaşır olduk; birbirimizi görmeden hissetmeden. Yasakçı başkanın kalpsiz güvenlikçileri, kurunun yanında yaşı da yakıp, ölümünün yıldönümünde küçük dünyasının bir tanecik sevdası İnönü de anılmasına da engel olmuşlar ruhu şad olası bir Kara Kartal’ın. O pankartı kalbimize yazdık yasaklara inat. Ah yazıyorum, doymuyor içim yazıyorum, avunmuyor kelam. Selam sensiz sabah, sensiz Asuman. Bir seni bir de yıldıran başkanı görünce aklıma gelen o şahane şarkıyı kendimce mırıldanmak geliyor içimden: “Seni uzaktan sevmek, aşkların en güzeli...’’ “Siz’siz saadet neymiş, tattırın da bilelim, gözümüzde yaşları Necip ile silelim.” Âmin. Feridun Düzağaç
__________________
"CAN FAZLA GELİYOR ,BEŞİKTAŞ VARKEN HÜCRELERİMDE!!!" Diğerleri takım tutar biz Beşiktaş'ı yaşıyoruz...Bizimkisi farklıymış,aşkmış babam öyle dedi... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Karakartal
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Bulunduğu Yer: kocaeli-gebze
Mesajlar: 3.789
![]() |
Bir seni bir de yıldıran başkanı görünce aklıma gelen o şahane şarkıyı kendimce mırıldanmak geliyor içimden: “Seni uzaktan sevmek, aşkların en güzeli...’’ “Siz’siz saadet neymiş, tattırın da bilelim, gözümüzde yaşları Necip ile silelim.” Âmin.
yüreğine sağlık
__________________
"CAN FAZLA GELİYOR ,BEŞİKTAŞ VARKEN HÜCRELERİMDE!!!" Diğerleri takım tutar biz Beşiktaş'ı yaşıyoruz...Bizimkisi farklıymış,aşkmış babam öyle dedi... |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Karakartal
|
Şikeciler Göreve
Eskiden şikenin de bir ‘raconu’ vardı. Ya şampiyonluğa gidenler ya küme düşmemeye oynayanlar, ya da bir üst lige çıkmaya çalışanlar yapardı. Bu durumları etkileyecek garip sonuçlardan şüphe duyardınız. Mertlik bozuldu Bahis işi çıkalı ve internet ile televizyonlar aracılığıyla bütün küreyi kapsayalı beri ‘şikenin de raconu bozuldu’. Şimdi hangi maçta şike yapılmış olabileceğini anlayamıyorsunuz. Ya da her garip sonuç sizde “Şike var mı?” kuşkusu yaratabiliyor. Yani her maç zan altında. Hiç oynamadım, sistemi pek bilmiyorum. Sanırım dünyanın ilgisiz yerlerinde, adlarını bile doğru dürüst söyleyemediğiniz takımlara oynayabiliyorsunuz. İlk devre skoruna ve maç sonu skorlarına da oynayabiliyorsunuz... Kara paranız mı var, alırsınız dünyanın değişik yörelerinde birkaç tane takımı kontrolünüze, olmadı kısa yoldan hakemleri bağlarsınız, istediğiniz gibi belirlersiniz skorları... Ya da ilk devre sürpriz yapacak takımı farklı öne geçirtir, ikinci yarı favori takıma golleri sıralatır, maçı kazandırırsınız. Kimsenin ruhu duymaz, paraya para demezsiniz. Tabii, her türlü mafyada olduğu gibi, nemanın paylaşımında kavga çıkıp birileri ötmezse. Aslında çok takımı kontrol altına alıp bunlar arasında yapılan bir dizi transferle kara para aklamak öteden beri denenen bir uygulama... Belçika’da, İsviçre’de, İtalya’da ve başka ülkelerde son on yıl içinde yapılan ‘temiz eller’ operasyonlarının tutanaklarını inceleyin, bu mekanizmaları açık bir biçimde görürsünüz... Bahis mafyalarının uluslar arası düzeyde nasıl işlediğini anlamak içinse, bu konularda daha hassas olan Almanya’da birkaç yıl önce şikeci hakemler hakkında yürütülmüş soruşturmanın sonuçlarına bakabilirsiniz. Brezilya’da çok sayıda maçın yeniden oynanmasına neden olan skandala da. Deterjanlar ülkesi Ancak böyle şeyler, haşa huzurdan, bizde olmaz. Bize AIDS’in falan bulaşmadığı gibi... Çünkü bizim yarı-feodal, yarı-mafyamsı sistemimizde yetkili yerlerdeki muktedirlerin hepsi dürüst insanlardır. Normalde herkeste olması beklene dürüstlük, iktidardakiler söz konusu olunca bir ‘erdem’e, sorgulanamaz bir ‘teminat’a dönüşür. Şikenin ucu mu gözüktü? Alelacele bir soruşturmayla iş geçiştirilir. Üzerine gidilirse sistemin çökeceğinden korkulur. Yeni ve temiz bir işleyiş şansı, mevcut düzenin bozulmaması uğruna feda edilir. Şikecileri temizlemek ve belki sorumlu birkaç kulübü kapatmak göze alınamadığı için futbolla ilgili herkes ve her kulüp zan altında bırakılır. Somut konuşalım. Biliyorsunuz, birkaç yıl önce Gökdeniz Karadeniz’in, bazı insanların yaralanmasına, bazılarının da belki öldürülmesine varan bahis şikesi olaylarına karıştığı ortaya çıktı. O zaman soruşturma derinleştirilse, yargıya devredilse belki bugün Almanya’da Bochum savcılığının soruşturduğu çeteye o zaman varılacaktı. Ancak olayın üstü örtüldü, Gökdeniz’e göstermelik bir ceza verildi, milli takımda oynatılarak gönlü alındı. O günden beri ne zaman bu işler gündeme gelse mazeret hazır: “Mevzuat yeterli değil, özel mahkemeler lazım, yeni yasa üzerinde çalışıyoruz...” Bu ülkede her şeyi tertemiz yıkayan ‘bürokrasi ve mevzuat’ deterjanı hemen devrede. Yahu bahis şikesi örgütlü bir sahtekarlık değil mi? Organize suç değil mi? Ne zamandır bu ülkede ‘organize suçların’ kovuşturulmasını, savcıların harekete geçmesini engelleyen yasalar var. Bu kadar mafya soruşturması keyfi olarak mı açılıyor? Neyse Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Özak “Özel mahkemelere gerek yok” dedi de hukuktan anlayan bir ses duyduk. Aslında mesele mevzuat falan değil. Olayların üzerine gidecek cesarete ve iradeye sahip olmak. Sistem alt üst olur korkusuyla mevcut suçların üzerini kapatmaya razı olmamak. ‘Çabuk kaybol’ Bütün bunlar yapılmıyor sonra da Bochum Savcılığı’nın soruşturmasında Türkiye’den bazı takımların ve futbolcuların adı geçince gidip savcıdan bilgi isteniyor. Neden bilgi versin ki adam? Birincisi, soruşturma aşamasında hiçbir bilgi kesin değil. İddianame oluşana kadar bu bilgilerin kesinliği yok. Adı geçen insanlar ise hüküm kesinleşene kadar masum. İkincisi bu ham bilgileri alıp soruşturmayı sulandırmayacağınız, bulandırmayacağınız ne malum. Bakın basına sızan bilgiler üzerine alelacele yapılanlara... Kazım Kazım’ın adı geçiyor diye Fenerbahçe yönetimi nedense üzerine alınıp hemen basın toplantısı yapıyor. Bu iş Kazım’ı ilgilendiriyorsa ve kulüple bir ilgisi bulunmuyorsa basın toplantısında neden Kazım yok? “Herkes suıçu kanıtlanana kadar masum” ama ilk yarı birçok maçta ilk 11’de oynayan Kazım Kazım sudan bahanelerle satış listesine konmuş. Basın toplantısında Asbaşkan Ali Koç durduk yerde “2005’te de bize karşı böyle şeyler yapılmıştı ama bu bizi kamçıladı ve o yıl şampiyon olduk” diyebiliyor. Bakar mısınız, Bochum savcılığı üşenmemiş Fenerbahçe’nin şampiyonluğa gidişinin önünü kesmek için bu soruşturmaları başlatmış... Ayrıca belki unutuldu ama 2005’teki iddialar zaman aşımı deterjanıyla paklanıp soruşturmaya konu olmadan tarihin derinliklerine gömülmüştü... Yine basına sızan haberler üzerine, Bochum savcısının soruşturması sonuçlanıp futbolcu hakkında iddianame düzenlenmeden Kayserispor Bilal Aziz’in sözleşmesini askıya alıp lisansını iptal ettiriyor. Futbolcu da soluğu Almanya’da alıyor. Bizim savcılar yine harekete geçmiş değil. “Aman koçum kaybol, çamur bize sıçramasın” mı deniyor? Soruşturma açılır ve derinleşirse başka isimlerin de ortaya çıkmasından mı korkuluyor? Tutarlı olmak lazım Milletin telefonları resmi ve gayrı resmi yollardan dinlenmeye başladığında bir yerde yazmıştım. “Ahmet’in telefonunu mahkeme kararıyla dinliyorsunuz ama Ahmet’in konuştuğu Mehmet’in telefonunu dinlemeniz suç olmuyor mu” diye. Ve bir öneri yapmıştım: “Madem memleket koca bir telekulağa döndü, o zaman başta devlet büyüklerimiz olmak üzere herkesin telefonları kaydedilsin ve yayınlansın, vatandaş da ilginç bulduğunu dinlesin.” Bahis şikesi konusunda ise önerim şu: Şikenin başlarına Federasyon’da ve kulüplerde görev verelim. Böylece sistem daha tutarlı ve dürüst olur. Neyin ne olduğunu biliriz. Radikal / İbrahim Altınsay
__________________
Endüstriyel Futbola Hayır !! Forza Livorno http://img211.imageshack.us/img211/8...kapitallq4.gif |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Karakartal
|
İhanet !
Şimdi yazılacak olan cümleleri bu köşede daha önce de okudunuz... Birçok kez, "Beşiktaş orta sahası bomboş. Bu takım dörtlü orta sahayla oynamalı. 4-2-3-1 oynamak intihar etmektir" diye Beşiktaş gerçeklerini dile getirdim. İlk yarının son haftalarıyla ilgili net örnekler verdim. Dörtlü orta sahayla oynayıp Trabzon'u, F.Bahçe'yi, Manchester'ı yenen Beşiktaş, 4-2-3-1 oynadığı maçlarda ise D.Bakır, Bursa ve Manisa'ya puan kaybetti, bu karşılaşmaların analizini neden doğru yapmıyorsun diye hocaya sordum... Nihat'ı hazır olmadan 11'e koymanın bu çocuğu kaybetmekten başka bir işe yaramayacağını ısrarla vurguladım. Yok yok yok... İnadı inat hocanı. Takımın aldığı bunca darbeye rağmen maalesef hoca gerçekleri göremedi.. İşte Kasımpaşa maçı. Yine macera, yine macera. Rakip kale önünde bekleyen Nihat, Yusuf, Tello ve Bobo, Beşiktaş yarı sahasında bekleyen Ekrem, Toraman, Kaş ve Üzülmez. Garibim Ernst ve top kullanma becerisi olmayan Uğur koca orta sahayı sırtlayacaklar. Ölme eşeğim ölme... Orta saha bomboş.. Ne rakipten dönen topları alabiliyorsun, ne de kendi savunmandan gelenleri. Peki sen nasıl maçı kontrol edeceksin? Orta sahada yoksan, sahada yoksun... Nerde kaldı hocalığın! İki kere iki dört.. En zayıf rakipler dahi sana top göstermez, işte Kasımpaşa göstermedi.. Senin elinde hem öne, hem arkaya oynamayı bilen iki orta saha yıldızı olur 4-2-3-1 oynarsın ama Beşiktaş'ın böyle bir lüksü yok ki... Öyleyse nedir bu inat?. Ne zaman ders alacaksın sen Mustafa hoca?. Allah aşkına ne zaman göreceksin gerçekleri?. Bu Nihat'ı yuhalatmaya bıkmadın mı? Madem yine oynattın tepkilere rağmen de dursaydın ya arkasında. Neden çıkardın? Taraftar Nihat'ı ıslıkladı çıkardın. Necip, Necip dediler, sen de Necip'i aldın.. O zaman nerde kaldı senin hocalığın? O zaman bundan sonra ben de yazdıklarımı tribünlerden koro halinde okunmasını rica edeceğim. Belki o zaman gerçekleri görür ve macera aramaktan vazgeçersin.. Yazık ediyorsun Mustafa hoca, hem kendine, hem Beşiktaş'a. Ve Beşiktaş'ın rakiplerine de yazık ediyorsun! Seni yazmaktan onların hakkını veremiyoruz. Bak bugün de Paşa'nın hakkını veremedik. Yazık değil mi? Turgay demir
__________________
Endüstriyel Futbola Hayır !! Forza Livorno http://img211.imageshack.us/img211/8...kapitallq4.gif |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|